Edremit’te açılan zeytincilik seminerinde en çok değinilen konu, iyi kalite zeytinyağın nasıl anlaşılacağı idi. Öyle gözle bakıp anlamayacağımızı tahmin ediyorsunuz. Kesinlikle önce aldığınız yerden başlamak gerekiyor. Bilmediğiniz bir yerden almamaya gayret edin. Zeytinyağını satın alırken, asidinin ne kadar düşük olduğu, hangi senenin ürünü ve saklanma koşulları, içindeki gerçek zeytinyağı mıdır gibi sorular aklınıza gelsin.
Tadına mutlaka bakın. Koku (meyve, domates yaprakları, badem, yeşil çim gibi) algılayabiliyorsanız bu artı bir puandır zeytinyağı için. Ağızda bir acılık, genizde bir yakma oluşursa, bu da ikinci artı puan.
Daha fazlasını tadımcı olmadığım için bilgi veremiyorum ama seminerde tatmış olduğumuz ve yeni ürün olarak lanse edilmiş bir zeytinyağın kesinlikle zeytinyağı ile ilgisi olmadığını hemen anlayabiliyoruz. İçinde kanola yağı veya buna benzer bir yağ karıştırılmış, kokusu olmayan, motor yağı tadında bir yağı tadarak yağın nasıl olmaması gerektiğini fiilen algıladık.
Bu seminer sırasında Burhaniye Kaymakamlığının “Burhaniye Zeytinyağı kalitesinin arttırılmasına yönelik koşullar” adında ki bilgilendirici toplantısına ekip olarak katıldık. Burhaniye ciddi güzel çalışmalar yapıyor. Hem çiftçiye yönelik, hem de üreticiye ve tüketiciye yönelik.
Bilinçli çalışmalarını buradan tekrar tebrik ediyorum. Zeytin ağacı dikiminden, ağacın budanmasından, tüm bakımından ve toplanmasına kadar eğitimsel yardımlarda bulunuyor. Sıkım işinde olanlara da ayrıca bilgilendirmek amacı ile çalışmalar yapıyor.
Son durak tüketiciye kalite ve sağlıklı zeytinyağı sunmak için tüketiciyi de bilinçlendirmek gerektiğini vurgulanıyor. Tüketicinin özellikle yaz aylarında, yol kenarlarında köylüler tarafından satılan zeytinyağları almaması yönünde çalışmalar yapıyor. Sebepleri çok doğru:
1. Satın aldığınız zeytinyağı eski plastik meşrubat şişelerinde veya benzer şeffaf plastik şişelere konuluyor. Bu yanlış. Çünkü plastik ve şeffaf olmaması gereken şişeleme şeklidir.
2. Zeytinyağının ışıktan ve ısıdan korunması gerekiyor. Maalesef yol kenarında yaz güneşinin sıcağı ve ışığı altında bu zeytinyağları ölüme terk ediliyor.
3. Zeytinyağını satın alırken hangi senenin masulü olduğunu, asitini, saklama koşullarını ve saf olup olmadığını ( çoğunlukla başka sıvılar karıştırılıyor) bilmemiz gerekiyor. Yol kenarından satın aldığımız yağlarda bunları bilemiyoruz.
Bu üç madde zeytinyağını satın alırken tüketici ilgilendiren ana konuları oluşturuyor. Özellikle şehirde yaşayan ve köy, doğal ve organik gıda özlemi çeken insanlara yol kenarında şalvarlı ve yazmalı köylülerin sattığı zeytinyağlarının aslında doğal, organik ve sıhhatli olmadığını söylemek gerekiyor. İmaj güzel ama içerik o kadar güzel olmuyor. Bu bir satış stratejisi olarak kullanılıyor. Diyeceksiniz marketlerde pahalı burada ucuz. Ucuz etin yahnisi olmasın diyoruz. Tükettiğiniz zeytinyağı gerçek, kontrol edilmiş ve lezzetli olsun.
Bu sene zeytinyağı oldukça pahalı, bir de onun üzerine ambalajı, vergisi ve bir sürü ek masraflar gelince yol kenarındaki zeytinyağından kesinlikle daha pahalı oluyor. Ama bir düşünün hiç bir faydası olmayan üstelik sağlığa zarar verme olasılığı olan bir zeytinyağına az da olsa yine de para ödemek mi, yoksa az ve öz olsun ben ve sevdiklerime iyi bir gıda ürünü alayım diyerek biraz daha fazla ödemek mi ? Kararı siz verin. Hayatımızı bir defa yaşıyoruz.
Burhaniye Kaymakamlığı, bu düşünce ile yola çıkarak köylülerin zeytinyağlarını analiz edebilecek laboratuvarın açılması, sıhhi kontrol altında satılacak köy ürünleri satış yerleri kurulmasına ön ayak olacaklarını bildiriyor.
Ben köylüler satmasın demiyorum ama bazı denetimler olmalı ki tüketici sonunda istediği ürüne kavuşsun.
Üretim yerini ve saklama koşullarını bildiğiniz, tadını bakabildiğiniz zeytinyağını almaya özen gösterirseniz sizde ailenizde bu eşsiz meyve suyunun hem faydalarının hem de tadına varırsınız.
Zeytin ağacı tanrının bize bir lütfudur ve onu severek bakımını üstlenirsek o da bize meyvelerin en lezzetlisini ve en şifalısını sunar. Biz de bunun değerini bilip gereken ilgiyi en son noktasına kadar; mutfağımıza soframıza girene kadar esirgemeyelim.
Zeytin Perisi ekibi olarak tüm özeni gösterip bu tanrının hediyesi olan ağaca zarar gelmemesi için elimizden geldiği kadar çalışıyoruz. Bize sunduğu bereketi, sevgi ve saygıyla teslim alıp sizlerin sofralarınıza kadar gelmesini sağlıyoruz.
Ağız tadında güzel günler diliyorum.