Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, hızlı bir tüketim içindeyiz. Herşeyi ve herkesi tüketiyoruz. Lüzumsuz bir hız lüzumsuz bir yok olma. Bir koşuşturma, bir acele… Bunu hayatımızın her bölümünde görebiliyoruz. Yemeğe de gereken ilgiyi ve zamanı gösteremiyoruz, veremiyoruz. Koşturma sırasında bir atıştırma alışkanlığı… Ayaküstü bir şeyler atıştıralım, yolda bir şeyler yeriz gibi cümleleri hepimiz sıkça kullanır olduk.
Aslında hayat öyle hızlı akıp gitmiyor. Nereden anlarız diye sorarsanız doğayı bir inceleyin. Herşeyin zamanı ve yeri var. İster bitki ister hayvan hepsinin bir yaşam ritmi var. Tabi ki onlar para kazanmak mecburiyetinde değil, onların ilerisi için yatırım yapmak, çocuk okutmak gibi dertleri yok. Günü yaşıyorlar hakkını veriyorlar. Keyif için hayvanlar birbirlerini öldürmüyor. İhtiyaç yani karın doyurmak için bir hayvan başka hayvanı öldürüyor.
Ya bizler yediklerimize niye gereken saygıyı göstermiyoruz ? En ucuzu, en hızlısı olsun, en büyüğü... Hastalıklarla boğuşan bir nesil olduk. Bu hızın içinde hızlı yetişen sebzeler meyveler, çok süt veren inekler, hızla büyüyen tavuklar, gibi doğaya aykırı gıda ürünleri niye tercih ediyoruz ki.
Hormon, antibiyotik ve genetik oynamalar artık maalesef bütün gıdalarda bulunuyor. Biliyoruz ama ne yapalım diyeceksiniz, organik veya doğal ürünler pahalı her zaman alamıyoruz. Kendinisi aldatmayın en fazla 3-5 kuruş fazladır. Nelere vermiyorsunuz bu kadar parayı. Sizin ve ailenizin sağlığınız daha önemli değil mi? Alacağınız gıda ürününün miktarını düşürüp az ama öz yeme şansınız var.
Özellikle et benim için çok önemli. Vejeterjanlar bana kızabilir bu kadar hayvan seven bir insan nasıl et tüketebilir diye. Haklısınız ben de kızıyorum bazen kendime ama seviyorum et yemeyi. Dikkat ettiğim şeyler; et üretimi için yetiştirilen hayvanların en iyi şartlarda bakılması, hormonsuz, süt artırıcı mama verilmeyen hayvanların, usule uygun kesilmesi ve eti ihtiyacım kadar tüketmek. Organik, doğal beslenen, sevilen ve saygı duyulan hayvanların etini tüketmek gerekiyor bence. Daha fazla para ödemek, hergün yememek ve özenle pişirmek bunlar yediğimiz etin farkına vararak ve saygı duyarak yememizi sağlar. İnsanlar ete saygı duydukça yetiştirici de ona göre hayvanlarına gereken özveriyi gösterir diye düşünüyorum. Karşılığını aldığı süre bu yolda devam edip bizlere doğal ve sağlıklı et sağlayabilir.
Aynı durum süt ürünleri için de geçerli. Az ama o kadar da sağlıklı süt ve süt ürünleri tüketmeliyiz. Etrafınıza bakın bir sürü antibiyotikli ve hormonlu takviyeli yem vermeyen üretici var. İnternetten ve marketlerden satın alabilirsiniz. Tek sorun zaman ayırmanız. Herkes daha sağlıklı beslenebilir.
Zeytinyağına burada da değinmeden edemiyorum. Zeytinyağını iyi ve güvendiğiniz bir üreticiden aldığınız zaman doğru bir beslenmeye ilk adımı atmış oluyorsunuz. Hormon uygulanmayan tek doğal gıda olabilir bence. Sadece sıkıldıktan sonra bazı şarlatanlar tarafından içine yabancı yağlar katılması bu eşsiz ölümsüz ağaçın bize sunduğu meyve suyunu bozabilir.
İşte onun için mutfağınızdan, banyonuzdan ve tüm hayatınızda eksik olmasın Zeytinyağı. Zeytin Perisi sizler için hem mutfağınız için hem erken hasat hemde natürel sızma Zeytinyağını, banyonuz için de cilt dostu sabunumuzu üretiyoruz. Her ürünümüze aynı sevgi ve saygı gösterip sizlerin daha sağlıklı daha güzel ve daha ağız tadında bir yaşam için sunuyoruz.
Zeytin Perisi ekibi olarak daha az koşturmalı, daha özenli ve çok daha sağlıklı bir hayat diliyoruz.