|
Bu cümleyi Bayındır'daki arkadaşım Ruhi bana sordu geçen hafta. Aklımda kaldı. Çok beğendim. İçime sindi mi? Nasıl güzel bir ifade. Evet bu seneki hasat, sonuçları ve bu sonuca ulaşmak için izlediğimiz yol içime sindi. Memnunum , keyifliyim, gurur duydum. İlk önce kendimle çok gurur duydum. Balıkesir Üniversitesi'nin açmış olduğu Zeytincilik Kursu'na katılıp Sayın Mücahit Kıvrak hocadan ve bu kursa katılanlardan öğrendiklerimi, Bayındır Tariş Zeytinyağı sıkma tesislerinde Hilmi Sürek Beyin desteği ile uygulayabildiğim için gurur ve mutluluk duydum. Evet içime sindi. Hem de çok. Tüm bu çalışmalarda değişik zaman dilimlerinde bana ve Zeytinperisi'ne destek olanlara buradan da teşekkür ederim. İyi ki vardınız, iyi ki varsınız.
Bu girişten sonra bu senenin zeytinyağına geleyim. Zeytin Perisi bu sene kendini aştı. Muhteşem ilk soğuk baskı 0.4 dizem(asit) zeytinyağına kavuştu. Çoçuk gibi sevindik. Bir sene boyunca ağaçlarımıza ve toprağımıza bebek gibi baktık. Suladık, yüzeysel sürdük, budadık ve temizledik. Canım zeytin ağaclarım da bana bunun karşılığını fazlasıyla verdiler.
Yeşilden pembeye mora doğru renk değiştirirken topladık zeytinlerimizi. Kah elle, kah yaygıların üstüne düşenleri. Hepsi kusursuzdu zeytinlerimizin. İstanbul'dan Ebru, Erdem, Özlem ve ailesi, Emrah, Arda ve İsa geldi. Köyden Necdet Usta ve Ayşe de bize yardım ettiler. Havamız çok güzeldi. Pırıl pırıl sonbahar günlerinde topladık. Hep birlikte zeytin toplayıp hep birlikte yiyip içtik... Zeytin toplamanın ne kadar sosyal bir çalışma olduğunu bir kere daha gördük. Ruhumuzu dinlendiriyor, vücudumuzu da çalıştırıyor, serotonin salgılamasını da sağlıyor.
Bu bereketli ve bir o kadar da keyifli zeytin toplamanın ardından, Bayındır Tariş'in zeytin sıkma tesisine zeytinlerimizi kasalar halinde götürdük (kasalarda toplanan zeytinler, çuvalın aksine, ezilmiyor ve bundan dolayı asidi yükselmiyor). Hilmi Beyin de tüm sıkma işlemi sırasında bana yardımlarını ve desteklerini esirgememesi sayesinde…Tarişteki çalışanlar bize organik sıkmaya ayırdıkları makinayı açtığında, bismillah deyip tertemiz makinaya bu sezonun ilk zeytinini aktardık. Zeytincilik kursunda öğrendiklerimizi tek tek uygulamaya başladım. Sağolsunlar herkes kaprisimiziçekti. Malaksörün kapağını bile iple bağladık ki kimse açıp, zeyinyağın içindeki antioksidan içeren fenollerin uçmasına sebep olmasın diye. 26 dereceye suyu ayarladık zeytin hamurumuz bu serin suda yoğuruldu. Tüm bu işlemler sırasında makinanın başında nöbet tuttuk diyebilirim. Sonunda çıkan altın sarısı zeytin suyu yani yağ gözlerimizin yaşarmasına sebep oldu. Hele hele asit oranını ölçüp de 0,4 çıkınca mutluluktan dört köşe olduk.
12 ayın emeği idi bu ürün. Para, zaman, insan. Hepsine değdi. Zeytin Perisi bu sene bir ilki başardı. Hem ilk soğuk baskı, hem de 0,4 asit olan bu premium yağı ortaya çıkarabildi. Bu yağı özellikle filtre etmeden satışa sunacağız. Çünkü bu meyvenin tortusu da en az suyu kadar değerli.
Miktar çok değil ama bizim için yeterli. Az ve öz olsun. Tüm zeytinleri tabi ki soğuk baskı yapmadık. Erken hasatın firesi çok. 13 kg zeytinden 1 kg yağ çıkıyor. Bir de tabi soğuk sıkım yapınca ayrıca bir kayıp oluyor.
Bu özel ve güzel zeytinyağın pişmeden çiğ tüketilmesini üstüne basa basa söylüyorum. Her gün 1 yemek kaşığı kadar bu zeytinyağından tüketilmesini tavsiye ediyorum.
Ama gerçekten değdi değdi içime sindi. Gerçekten sindi.
|